Deviant Logo

Neşeli Hüzün

post details top
Oca 23rd, 2010
post details top

Son sözünü yazmış bir şairden ne beklenirse öyle bir huzurla yaşamıma devam ediyorum. Şair sokakta, şiir apartmanında oturan bir şair eskisinin, her sabah güneşte demlenen çayıyla birlik oturan bir saksıdaki sardunyaları gibi… Yani demem o ki uzun cümlelerdeki kelime sarfiyatı gibi aşka olan dermanımı anlatmam. Ben hangi şiiri elime alsam, en can alıcı cümlesini düşük yapıyor. Bu yüklemin burada ne işi var diye kızıyorum…  Sardunyalar bile kıkırdıyor, rüzgârla birlikte ritimli bir delilik tutturuyorlar.

Birde neşeli hüzün hali var. Bir kırık düş gibi. Bir şarkı var mesela, içine bir klarnet değiyor, bir keman tırmalıyor tenimi, ardından bir gitar kafama çalıyor bütün dünyayı… O bilindik ses, durup düşünmeye ihtiyaç duymadan, işte bu! İşte bu şiirden sonra şarkı olmuş diyor ve titrek bir gözyaşı bırakıveriyorum elmacıklarımdan aşırı… Her yok oluş hikâyesinin sonunda olduğu gibi bir iç çekiyorum biten mevsime. El sallıyorum bir yağmura, şu geçen karga sürüsü her zamankinden daha fazla kuş olup gidiyor… Tebessüm oluyor. Yani neşeli hüzün evresine geçiş böyle bir şey. Hayal kırıklıklarının arasına yerleşen bir tebessümlük dünya mekânı…

Sevmekte böyle aslında, sabaha nazır bir gecede konaklayıp, sayısız söz tüketmekle başlayıp, acısını kulağın üzerine bir gonca misali takmak gibi… Dikenlerinden bile sıyırmaya lüzum görmeden bir çiçeği dalından gönül bahçesine dermek gibi. Tabiatta aşka aykırı ne varsa benzetmelerden def etmek gibi. Bir şair ne kadar aşka aykırı olabilir ki? Beni alıp sol kulağının üzerine tak sevgili… Bütün kusurlarımı önünde yuyup yıkayayım dilersen. Bir yaşlı sardunyaya mahkûm etme beni…

Sana neşeli hüzünlerden dem vurmak istemezdim. Sana âşıkken ve sensizken acıların üstüne reçel sürmenin pek yakışı kalmadığının da farkındayım… Bağışla…

Sana yakasına gül kondurmuş bir bülbül kisvesinde gelmek isterdim. Az ötede saldım içimde sakladığım o bülbülü. Gülümü de alıp gitti, hain kuş! Kuş dediğime bakma, karga bile ondan daha kuş! Neyse, bırakalım şimdi kuşları…

Sesimde titreyen bir şarkıyla gelmek isterdim sana. Tenimle birlikte titreyip, sonra sesimde titreyen bir şarkı olan şiirlerle gelmek isterdim… Hepsini düşürdüm. Bir oyun bahçesi dolusu hüzün kaldı ellerimde.

Asude Zeynep Toprak

foto

1 Yorum

  • Muhammed

    Eksikleri tamamladım, fazlalığı attım bu yazı ile kendime dair. Bi dahaki sayıya kadar sanırım dayanabilicem. Çok güzel.

Yorumla

Kitap Tanıtımı

  • Göçebe/ Knut HAMSUN
    24 Ocak 2010 | 14:48

    Timaş Yayınları, Çağdaş Edebiyat serisinden, Nobel Edebiyat Ödüllü Knut Hamsun’un Göçebe kitabını, Behçet Necatigil çevirisi ve önsözü ile sundu. “Göçebe, üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap Sonbahar Yıldızları altında 1906′da, Hüzünlü Havalar 1909′da, Son Mutluluk 1912′de yazıldı. Üç bölümün üç ayrı adı var, ama aslında üç bölümün üçü de birer “hüzünlü hava”dır; [...]

  • RSSArşiv için: Kitap Tanıtımı »

Anket

Dergiyi neden takip ediyorsunuz?

Sonuçlara Gözat

Loading ... Loading ...

Arama